Bu yazımızda, idare ile özel hukuk kişisi arasında ihale üzerine akdedilen sözleşmelerden, kamuya ait taşınmazların ihale yoluyla satışına ilişkin kurulan sözleşmeler esas alınarak, satış ihalesinin evvelde meydana gelen sakatlıklar sebebiyle mahkeme kararıyla iptal edilmesi halinde meydana gelen hukuki durum incelenecektir. İdare ile özel hukuk kişisi arasında akdedilen bu gibi satış sözleşmeleri, mesnedini idare tarafından yapılan
“Hakkında olumsuz tespitler yapılan mükellefler listesine alınma” olarak isimlendirilen ve mükellefler tarafından “Kod listesine alınma” olarak bilinen bu uygulama, Özel Esaslar Sistemi çerçevesinde mükelleflerin kod listesine alınması veya kod listesine dahil edilmemek üzere tenkit yazısı ile düzeltme beyannamesi sunmaya zorlanması, beyanname sunulmaması durumunda ise Kod Listesine alınabilecekleri tehdidi ile karşı karşıya bırakılması şeklinde gerçekleşmektedir. ÖZEL ESASLARA TABİ MÜKELLEFLER
Bir işyerinin girdiği işkolunun tespiti, ilgili Bakanlıkça yapılır. Bakanlığın bu tespit kararı Resmi Gazetede yayımlanır. Bakanlıkça yayınlanan tespit kararına karşı ilgililer, kararın yayımından itibaren 15 gün içerisinde dava açma hakkına sahiptir. Bakanlık yetki tespit kararına karşı ileri sürülen bu itirazlar, uygulamada “yetki tespit davası” olarak adlandırılmaktadır. 6356 Sayılı kanunun “İş kolunun tespiti” kenar başlıklı 5. maddesi
Bilindiği üzere belirsiz alacak davası HMK 107. Maddesinde düzenlenmiş olup, bu yeni düzenleme ile davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkansız olduğu hallerde alacaklının, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilmesine olanak tanınmıştır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 107.
Adi Şirket ortaklarının şahsi alacaklıları, ancak borçlu ortağın tasfiye sonundaki payından faydalanabilir ve bunun üzerine haciz uygulayabilir; ortakların şahsi borçlarından şirket mallarının haczi caiz değildir. Nitekim Danıştay da bir kararında ortakların şahsi alacaklılarının, ortaklığa ait malları haczedemeyeceklerini şu ifadelerle açıklamıştır: Danıştay 4. Dairesi “…Anonim Şirketi ile …. Limited Şirketinden oluşan adi ortaklığın ortaklarından olan ….
İşverenin işçiye yaptığı iş karşılığında yaptığı ödemeyi, bütün vergi ve kesintilerle beraber gösteren ve işçinin çalıştığı süre boyunca sistematik ve dönemsel olarak düzenlenen belgeye maaş bordrosu veya ücret bordrosu adı verilir. Maaş bordrolarında işçi ücretinden yapılan tüm kesintiler ve bunların oranlarının yanı sıra, işçiye yapılan ek ödemeler de gösterilir (fazla mesai ücreti vb. gibi). Ücret Bordrosu İş Kanunu‘nun 37. Maddesinde
Ketmi Verese Nedir? Ketmi verese, gerçekte miras hakkına sahip olan bir kimsenin, mirasçılık sıfatı gizlenerek veya yok sayılarak, diğer mirasçılar tarafından mirasın paylaşılması ve intikalinin sağlanması hallerinde meydana gelen hukuki durumdur. Ketmi verese hukuksal nedenine dayanan davalar ise, mirasçılık hakkı bu şekilde gasp edilen mirasçının, miras payını almak için ikame ettiği davalara uygulamada verilen addır. Ketmi
Ticari Suçlar olarak nitelendirilen ve cezai yaptırıma bağlanmış olan fiiller genel olarak Türk Ticaret Kanunu’nun 562. Maddesinde düzenlenmiştir. Türk Ticaret Kanunu’nun 562. maddesinde ve bu madde dışındaki diğer hükümlerinde suç olarak kabul edilen fiiller ve bunların cezaları şu şekilde özetlenebilir: YENİ TÜRK TİCARET KANUNU’NUN 562. MADDESİ İLE SUÇ OLARAK KABUL EDİLEN FİİLLER Suç Olarak Kabul
Belirsiz alacak davası,7251 sayılı hukuk muhakemeleri Kanunu’nun 107. Maddesi ile düzenlenmiş olup, davanın ikame edildiği anda alacağın veya dava değerinin belirlenmesinin objektif olarak imkânsız olduğu hallerde davacıya, hukuki ilişkiyi belirterek asgari bir bedel üzerinden belirsiz alacak davası açma imkânı tanınmıştır. Belirsiz alacak davasının açılması ile birlikte, daha sonra belirli hale gelecek olan alacağın tamamı için
Uyuşmazlığın Hukuki Niteliği Bakımından Uygulamada, elbirliği mülkiyetine konu olan taşınmazların, ortaklardan biri tarafından kiraya verilmesi ve diğer ortakların açık veya zımni olarak kira akdine rıza göstermiş olmaları halinde, kira gelirlerinin tek bir ortak tarafından tahsil edilerek diğer ortak/ortaklarla paylaşılmaması hallerinde görülen davaların ecrimisil davası olarak nitelendirildiği sıklıkla görülmektedir. Oysa ki gerek kanun gerek ise Yargıtay







